25 Ağustos 2025 Pazartesi

Şiir- Büyük İnsanlık- Nazım Hikmet Ran

 BÜYÜK İNSANLIK

(Mart 1960, Akdeniz)


Kadınım Brest’e kadar benimle geldi,

indi tirenden peronda kaldı,

ufaldı, ufaldı, ufaldı,

uçsuz bucaksız mavilikte buğday tanesi oldu,

sonra raylardan başka şey göremedim.


Sonra, Leh toprağından seslendi karşılık veremedim.

“Nerdesin gülüm, nerdesin?” diye soramadım,

“Yanıma gel!” dedi, yanına varamadım,

hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tiren,

boğuluyordum kederden.


Sonra, kumlu toprakta kar parçaları çürüyordu,


sonra, birden anladım ki, kadınım beni görüyordu,

“Beni unuttun mu, beni unuttun mu?” diye soruyordu,

baharsa çamurlu çıplak ayaklarıyla gökyüzünde

yürüyordu.


Sonra, yıldızlar inip kondu telgıraf tellerine,


karanlıksa yağmur gibi çarpıyordu tirene,

kadınım telgıraf direklerinin altında duruyordu,

koynumdaymış gibi de yüreği küt küt vuruyordu,

direkler gelip geçiyordu o kımıldanmıyordu yerinden,

hiç durmayacakmış gibi gidiyordu tiren

boğuluyordum kederden.


Sonra birden anladım ki, yıllardır, ama uzun

yıllardır bu tirende

yaşıyorum.

— ama, bunu nasıl, neden anladığıma hâlâ

şaşıyorum -

ve hep aynı büyük, aynı umutlu türküyü söyleyerek

sevdiğim şehirlerle sevdiğim kadınlardan boyuna

uzaklaşıyorum

ve hasretlerini etimin içinde işleyen bir yara gibi

taşıyorum

ve bir yerlere yaklaşıyorum, bir yerlere

yaklaşıyorum.’